Kışın yüzünüz pul pul oluyor, makyaj tutmuyor ve her yıkamada gerginlik hissediyorsanız, sorunu büyüten şey genelde sert temizlik ve yanlış katmanlama. Evet, ben de öyleydim.
Kışın cildiniz “daha çok ürün” değil, daha nazik bir strateji ister: bariyeri yormadan temizlemek, nemi katmanlamak ve gün içinde korumayı sürdürmek. Soğuk hava + düşük nem + ısıtma, cildin su kaybını artırabilir; bu süreçte TEWL (transepidermal su kaybı) kavramı özellikle öne çıkar. Düşük nem ve rüzgâr, bariyer lipitlerini zorlayıp TEWL’yi artırarak gerginlik-kuruluk hissini belirginleştirebilir.
Düşük nemli ve sıcak iç ortam koşullarının cilt hidrasyonu ve bariyer göstergeleri üzerinde kısa sürede etkili olabildiğini inceleyen çalışmalar var; kışın “iç mekan ısıtması + kuru hava” ikilisi bu yüzden kritik. Odadaki nemi artırmak (ör. %40–50 bandı) ve soğuğa yakın ılık suyla cildi yıkamak kuruluğu azaltabilir.

Kışın en yaygın hata, “temiz hissetmek” uğruna cildi fazla arındırmak. Luxun kullanım önerilerinde yüz temizliği için; ılık suyla elde kremsi köpük oluşturma, nazik masajla uygulama ve ovmadan kurulama yaklaşımı vurgulanır.
İpucu: Temizlik sonrası “gıcır gıcır” his yerine konforlu–temiz his hedefleyin.
Klasik cilt bakımında tonik, temizlik sonrası cildi “hazırlayan” bir ara adımdır. Ancak Luxun perspektifinde önemli nüans: Luxun blog içeriğinde uçucu yağ içeren Luxun sabunlarıyla cildi temizledikten sonra “tonik şart değildir” yaklaşımı “Luxun sabunlarında tonik benzeri his’ yani; pratikte bu, temizlik sonrası ciltte daha dengeli/konforlu his olarak yorumlanabilir”.
Tonik ne zaman opsiyonel destek olur? Temizlikten sonra cilt çok hızlı kuruyor/geriliyor ve “su ister gibi” oluyorsa; tonik yerine hidrosol (ör. gül suyu) gibi hafif bir ara katman konforu artırabilir.

Kışın serum kullanımında en kritik detay: nemli cilde uygulamak. Luxun kullanım önerilerinde serumun “yeni temizlenmiş, ılık ve nemli (ıslak değil) cilde” uygulanması; nemli cildin ürünü daha iyi yaymaya ve rutini daha konforlu kılmaya yardımcı olabileceği anlatılır.
Doz rehberi (pratik):

Göz çevresi kışın daha çabuk “kuruluk çizgileri” gösterebilir. Burada amaç agresif müdahale değil; konfor ve yumuşak görünüm sağlamaktır.
Kışın krem, rutinin “kalbi”dir: nemi tek başına “vermekten” ziyade var olan nemin kaçışını azaltmaya odaklanır.
Luxun yaklaşımını burada iki başlıkla özetleyebilirsiniz:
Altın kural: Kremi, cilt hafif nemliyken sürün. Kuru cilde sürülen krem kışın “yetmiyor” hissini artırabilir.

Kışın yağlar özellikle akşam rutininin güçlü tamamlayıcısıdır. Luxun kullanım önerilerinde yağların en iyi zamanının cildin sıcak ve hafif nemli olduğu an olduğu; ayrıca yağı avuç içinde ısıtıp nazikçe uygulama yaklaşımı vurgulanır.
Pratik sıralama:
Kışın güneş “yakmıyor” gibi hissettirebilir; ama dermatoloji otoriteleri kışın da güneş korumasını önerir ve SPF 30+ geniş spektrum yaklaşımını temel standart olarak verir.
Luxun’a uyumlu SPF çerçevesi:
Not: Uzun süre dışarıdaysanız, koruyucuyu yenileme alışkanlığı kışın da önemini korur.
Luxun SPF 30 Yağ Bazlı Güneş Koruyucu 90 ml
Prof. Dr. Nurhan Ünüsan liderliğinde şekillenen “doğa + bilim + ritüel” yaklaşımını; içerik şeffaflığı ve “kullanmıyoruz” politikasıyla birlikte düşünmek, rutine netlik kazandırır.
Bu kış cildinizi dinleyin: gerginlik mi diyor, kuruluk mu, yoksa sadece “daha nazik ol” mu? Rutin, cevabı zaten veriyor.
Kişisel kış rutininizi oluşturmak için: www.luxun.com.tr